Legal Liability of Notaries
Noter bir güven kurumudur. Noter tarafınca gerçekleştirilen işlemler ve oluşturulan belgeler noterin yapacağı işler son derece sıkı kural ve şekil şartlarına bağlanmıştır. Öte yandan; bir güven kurumu olan ve yaptıkları işlerde uzman olan noter, devlet adına bir takım kamusal yetkileri de kullanmak suretiyle; belgeleri ve beyanları resmîleştiren ve aksinin kanıtlanmasını güçleştiren hatta neredeyse imkânsız hâle getiren, hukukî sonuçlar doğuracak belgelerin düzenlenmesi yetkisiyle donatılmıştır. Noterlik Kanunu'nun 82. ve İcra İflas Kanunu'nun 38. maddeleri gereğince; noterlerin düzenlemiş oldukları belgelere ispat gücü ve icra edilebilirlik açısından, özel ve ayrıcalıklı bir konum verilmiştir. Bu kadar önemli bir işin yapılmasıyla yetkili kılınan noterlerin sorumluluklarının da düzenlemeye paralel olması gerekir. Noterlerin uzmanlığına inanan ve güvenen iş sahipleri, yapılan iş ve işlemlerin tam ve sağlıklı olduğu konusunda kuşku duymamalıdırlar. Bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar doğmuşsa noterin bundan sorumlu olması doğaldır. (Tanrıver Süha, Noterlik Hukukuna İlişkin İncelemeler, 1993-2011, s. 53, 61, 82,85).
Noterlerin Kusursuz Sorumluluğunun Yasal Dayanağı: Noterlik Kanunu m.162
Noterlerin hukuki sorumluluğunun somut yasal dayanağı, 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 162. maddesidir. Madde şu şekildedir: "Stajyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile noterler, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludurlar." Maddede kusurdan hiç söz edilmemiş olması, doktrin ve Yargıtay tarafından noterlerin sorumluluğunun bir kusursuz sorumluluk hâli olarak nitelendirilmesine yol açmıştır: zarar gören, noterin kusurunu değil, yalnızca zarar ile noterin işlemi arasındaki illiyet bağını ispatlamak zorundadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı: Kusursuz Sorumluluğun Sınırları
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 6.12.2013 tarihli 2013/4-335 E. 2013/1654 K. sayılı kararında noterlerin kusursuz sorumluluğu ile ilgili yüksek mahkemenin görüşleri detaylı şekilde anlatılmıştır;
"Toplum içinde bazı iş ve meslekler ile bazı gruplara ve kategorilere daha ağır bir sorumluluk yükletilmektedir. Noterlerin kusursuz sorumluğundan kastedilen, zarar görenin kusuru kanıtlamak zorunda olmamasıdır. Sorumluluk hukukunun önemli öğelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. Ancak illiyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi zarardan sorumlu tutulmayacaktır. Teoride ve uygulamada mücbir sebep, zarar görenin tam veya üçüncü kişinin ağır kusuru ile illiyet bağı kesilir, bu üç olgudan birinin bulunması hâlinde kusursuz sorumlu kimse de sorumluluktan kurtulacaktır. Noterlerin yaptığı işlemler bakımından söz konusu işlemin gereği gibi yani özen yükümlülüğüne uygun şekilde yerine getirmiş olsaydı zarar oluşmayacaktı denilebiliyorsa noter sorumlu olacaktır. Örneğin; noter işlemi yaparken gözle görülebilecek bir sahteliğe rağmen işlemi devam ettirmişse ve bu işlemden bir zarar doğmuşsa noter doğal olarak sorumlu olacaktır."
Somut olayda; Özel Daire bozma ilamında belirtildiği üzere, dosya arasındaki bilgi ve belgelerden, Adlî Tıp Kurumu Adlî Belge İnceleme Şube Müdürlüğünün raporunda, sahte oldukları anlaşılan belgelerin sahtecilik işlemlerinin ilk bakışta dikkati çekmeyebileceği ancak, ilgililerince yapılacak kontrollerde anlaşılabilir nitelikte olduğunun belirtilmiş olması; Jandarma Kriminal raporunda ise, fennî muayene ilişik kesme belgesinde bulunması gereken şasi no ve silindir hacmi hanelerinin doldurulmadığı, motorlu araç trafik tescil belgesinde hologram ve soğuk mühür izinin orjinalinden farklılıklar gösterdiğinin belirtilmiş olması karşısında ve her iki bilirkişi raporundaki ifadeler birlikte değerlendirildiğinde; davalının kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldıracak şekilde illiyet bağının tamamen kesilmediği anlaşılmaktadır. Bu bakımdan, belgelerdeki eksiklikleri davacının da görebileceği gözetilerek zarar belirlenmeli ve belirlenecek zarardan müterafik kusur da değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, davanın tümden reddi doğru bulunmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
Sorumluluğu Ortadan Kaldıran Haller: Mücbir Sebep, Ağır Kusur, İlliyet Bağının Kesilmesi
HGK kararından da anlaşıldığı üzere noterin kusursuz sorumluluğu mutlak değildir. Noter, ancak mücbir sebep, zarar görenin tam kusuru ya da üçüncü kişinin ağır kusuru nedeniyle illiyet bağının tamamen kesildiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilir. Sahte bir belgenin gözle görülebilir nitelikte olmasına rağmen noterin işlemi tamamlaması hâlinde, bu kurtuluş imkânlarından yararlanamaz.
Adam Çalıştıran Sorumluluğundan Farkı: Kurtuluş Kanıtı İmkânının Bulunmaması
Noterin sorumluluğu, Türk Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinde düzenlenen adam çalıştıranın sorumluluğundan daha ağırdır. Zira TBK m.66 uyarınca işveren, çalışanını seçerken, talimat verirken ve gözetirken gerekli özeni gösterdiğini ispatlayarak (kurtuluş kanıtı getirerek) sorumluluktan kurtulabilir. Noterlik Kanunu m.162'de böyle bir kurtuluş imkânı tanınmamıştır; noter, işlemi bizzat kendisi yapmasa da (örneğin stajyer veya kâtibi yapmış olsa da) zarardan sorumludur.
Noterin Çalışanlarının Fiillerinden Sorumluluk
Noterlik Kanunu m.162'nin açık lafzı, stajyer, kâtip ve kâtip adayları tarafından yapılan işlemleri de kapsamaktadır. Bu nedenle noter, büro çalışanlarının hatalı ya da eksik işlemlerinden de bizzat sorumludur; çalışanın kişisel kusuru ya da ihmali, noterin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Mesleki Sorumluluk Sigortası ve Noterler Birliği Güvencesi
Noterlerin kusursuz sorumluluk rejimi altında ağır bir tazminat riskiyle karşı karşıya kalmaları nedeniyle, noterler mesleki sorumluluk sigortası yaptırmakla yükümlüdür. Zarar gören taraf, tazminat talebini doğrudan notere yöneltebileceği gibi, mesleki sorumluluk sigortası kapsamında sigorta şirketine de yöneltebilir. Noterin ödeme gücünün yetersiz kaldığı istisnai hâllerde, Türkiye Noterler Birliği bünyesindeki güvence mekanizmalarına başvurulması da bir seçenek olarak gündeme gelebilir.
Dava Süreci: Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı
Noterin hukuki sorumluluğuna dayalı tazminat davaları asliye hukuk mahkemesinde açılır. Bu davalar haksız fiil sorumluluğu niteliğinde kabul edildiğinden, Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca zamanaşımı, zararın ve sorumlu noterin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her hâlde zarar verici işlemin gerçekleşmesinden itibaren 10 yıldır. Noterin fiili aynı zamanda bir suç (örneğin resmi belgede sahtecilik) oluşturuyor ve ceza zamanaşımı daha uzunsa, tazminat davasında da bu daha uzun süre uygulanır.
Sık Karşılaşılan Uyuşmazlık Tipleri
Uygulamada en sık karşılaşılan noter sorumluluğu uyuşmazlıkları arasında sahte veya yetkisiz düzenlenen vekaletnameyle yapılan taşınmaz satışları, araç devirlerinde sahte belgelerin gözden kaçırılması ve ehliyetsiz kişilerle yapılan işlemler yer alır. Vekaletname kaynaklı uyuşmazlıklarda noterin sorumluluğu ve alıcının alması gereken önlemler hakkında ayrıntılı bilgi için Vekaletname ile Taşınmaz Satışı makalemizi inceleyebilirsiniz.
Güncel Yargıtay Kararları
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi: Noter aleyhine açılan haksız fiile dayalı tazminat davalarının temyiz incelemesi bu daire tarafından yapılmaktadır; daire, sahteliğin ilgililerce yapılacak makul bir incelemeyle fark edilebilir nitelikte olduğu hâllerde noterin sorumluluktan kurtulamayacağı yönündeki yerleşik yaklaşımı sürdürmektedir.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi: Zarar görenin de belgedeki eksiklik veya sahteliği fark edebilecek durumda olması hâlinde, noterin sorumluluğunun müterafik kusur oranında azaltılabileceğini benimsemektedir.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu: Noterlerin kusursuz sorumluluğunun ancak mücbir sebep, zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusuruyla illiyet bağının kesilmesi hâlinde ortadan kalkacağı yönündeki içtihadını istikrarlı biçimde sürdürmektedir.
Sık Yapılan Hatalar
- Noterin kusurunun ispatlanmaya çalışılması: Sorumluluk kusursuz sorumluluk olduğundan, davacının yalnızca illiyet bağını ispatlaması yeterlidir; kusur ispatı aranmamalıdır.
- İlliyet bağının kesildiği hâllerin gözden kaçırılması: Mücbir sebep veya zarar görenin ağır kusuru bulunduğu hâllerde dahi noterden tam tazminat talep edilmeye çalışılması, davanın kısmen reddiyle sonuçlanabilir.
- Sigorta yolunun unutulması: Noterin şahsi malvarlığına yönelmeden önce mesleki sorumluluk sigortasına başvurulabileceği çoğu zaman gözden kaçırılmaktadır.
- Zamanaşımının kaçırılması: TBK m.72'deki 2 yıllık sübjektif sürenin, 10 yıllık objektif süreye güvenilerek kaçırılması.
- Çalışanın kusuru bahane edilmesi: Noterin, işlemi bizzat kendisinin yapmadığını, kâtibinin hata yaptığını ileri sürerek sorumluluktan kurtulmaya çalışması; Noterlik Kanunu m.162 bu savunmayı açıkça bertaraf eder.
Noterlik işlemlerinden kaynaklanan zararların tazmini, kusursuz sorumluluğun sınırlarının ve illiyet bağının doğru tespit edilmesini gerektiren teknik bir alandır. Bir noterlik işleminden zarar görmeniz hâlinde haklarınızın değerlendirilmesi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
