İpoteğin Kaldırılması (Fekki) Davası: Şartları, Süreci ve 2026 Güncel Bilgiler

İpotek, güvence altına aldığı alacak (örneğin kredi borcu) tamamen ödense dahi Türk Medeni Kanunu m.858 uyarınca tapu kaydından kendiliğinden silinmez; malik, m.883/1 uyarınca alacaklıdan terkin talep edebilir ve alacaklı rıza gösterirse bu işlem dava açılmaksızın tapu müdürlüğünde tamamlanabilir. Alacaklı terkine yanaşmazsa TMK m.1024-1026 hükümlerine dayanan ipoteğin kaldırılması (fekki) davası, taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesi'nde HMK m.12 uyarınca kesin yetkiyle açılır; bu dava mülkiyetin kime ait olduğunu değil, tartışmasız malikin taşınmazı üzerindeki ipotek yükünün kaldırılmasını konu alır. Süreli ipoteklerde ise sürenin bitiminden itibaren otuz gün içinde icra takip şerhi konulmamışsa, ipotek malikin tapu müdürlüğüne başvurusu üzerine (TMK m.883/2) doğrudan terkin edilebilir.

Bir taşınmaz üzerine konut kredisi, ticari kredi veya başka bir borç ilişkisi nedeniyle ipotek tesis edildikten sonra, borcun tamamen ödenmesiyle birlikte bu ipoteğin tapu kaydından kendiliğinden sileceği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa Türk Medeni Kanunu'nun sisteminde ipotek, güvence altına aldığı alacak sona erse dahi tapu sicilinden otomatik olarak silinmez; kaydın kaldırılması (terkin edilmesi) için ayrı bir işlem yapılması, alacaklı buna yanaşmazsa da dava açılması gerekir. İpoteğin kaldırılması (fekki) davası, işte bu ihtiyacı karşılayan, taşınmaz üzerindeki ipotek yükünün mahkeme kararıyla kaldırılmasını sağlayan hukuki yoldur.

Bu dava, taşınmazın kime ait olduğuna ilişkin bir uyuşmazlığı konu alan tapu iptali ve tescil davası ile karıştırılmamalıdır: ipoteğin kaldırılması davasında mülkiyet tartışmasızdır ve malik bellidir; talep yalnızca taşınmaz üzerinde bulunan ipotek yükünün (sınırlı ayni hakkın) kaldırılmasına yöneliktir.

Günlük dilde ve uygulamada "fek" ya da "fekki" terimi, bir hukuki ilişkinin ya da kaydın ortadan kaldırılması anlamında kullanılır; "ipoteğin fekki" ifadesi de tapu sicilindeki ipotek şerhinin kaldırılması anlamına gelir ve bu makalede kullanılan "ipoteğin kaldırılması" ifadesiyle eş anlamlıdır. Bu yazıda önce ipoteğin hukuki niteliği ve kuruluşu, ardından sona erme ve terkin hakkının dayanağı, alacaklının rıza gösterdiği ve göstermediği hallerdeki farklı süreçler, üçüncü kişi ipotek vereninin özel durumu, süreli ipoteklerde malikin talebiyle terkin imkânı, görevli-yetkili mahkeme ve zamanaşımı meselesi ele alınmaktadır.

İpotek Nedir, Nasıl Kurulur?

İpotek, Türk Medeni Kanunu'nun 850 ve 851. maddeleri uyarınca taşınmaz rehninin -ipotekli borç senedi ve irat senedi ile birlikte- üç türünden biridir ve Türk parasıyla gösterilen belirli bir alacağın teminatı olarak kurulur. Uygulamada konut kredisi, ticari kredi veya bireysel borç ilişkilerinde neredeyse istisnasız olarak bu üç türden ilki, yani doğrudan ipotek tesis edilmektedir; ipotekli borç senedi ve irat senedi uygulamada çok daha nadir başvurulan biçimlerdir.

TMK m. 881 uyarınca, hâlen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla birlikte doğması kesin ya da olası bulunan herhangi bir alacak ipotekle güvence altına alınabilir; ayrıca ipoteğe konu taşınmazın borçlunun mülkiyetinde bulunması da şart değildir — üçüncü bir kişi kendi taşınmazını başkasının borcu için ipotek verebilir. Bu son ihtimalin doğurduğu özel hukuki durum, aşağıda "Üçüncü Kişi İpotek Vereninin Durumu" başlığı altında ayrıca ele alınmaktadır.

İpoteğin kurulması, TMK m. 856 uyarınca tapu kütüğüne tescil ile gerçekleşir; tescile dayanak sözleşmenin geçerli olabilmesi ise resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Uygulamada bu resmî işlem, tapu müdürlüğünde düzenlenen ipotek tesis sözleşmesiyle yerine getirilir ve ipotek, taşınmazın tapu kaydına bir şerh/beyan olarak işlenir; bu andan itibaren taşınmaz üzerinde alacaklı lehine sınırlı bir aynî hak doğar ve bu hak, taşınmazın kim tarafından edinildiğine bakılmaksızın herkese karşı ileri sürülebilir hâle gelir.

İpoteğin Sona Ermesi ve Terkin Hakkı

İpoteğin -aynî hak olarak- ne zaman sona ereceği TMK m. 858'de düzenlenmiştir: taşınmaz rehni, ancak tescilin terkini veya taşınmazın tamamen yok olmasıyla sona erer. Bu hüküm, tapudaki ipotek kaydının borcun ödenmesiyle kendiliğinden ortadan kalkmadığını, kaydın silinmesi için ayrıca bir terkin işlemine ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyar. Diğer bir deyişle, borç ödense dahi tapu sicili ipoteği göstermeye devam eder; bu görünüm ile gerçek durum arasındaki uyumsuzluk ancak terkinle giderilebilir. Bu düzenleme, tapu sicilinin güvenilirliğini korumaya hizmet eder: tescil işlemleri gibi terkin işlemleri de kural olarak resmî bir talep ve işleme bağlanmış, sicilde kendiliğinden değişikliklere izin verilmemiştir.

Terkini talep etme hakkı ise ayrı bir hükümde, TMK m. 883/1'de düzenlenmiştir: alacak sona erince ipotekli taşınmazın maliki, alacaklıdan ipoteği terkin ettirmesini isteyebilir. Bu hüküm, malike karşı alacaklıya yönelik bir talep hakkı tanır; alacaklı, alacağın sona erdiği durumda -örneğin kredi borcu tamamen kapandığında- malikin terkin talebini yerine getirmekle, yani tapu müdürlüğüne terkin yazısı vermekle yükümlüdür. Kısacası TMK m. 858 "neden sicildeki kayıt kendiliğinden silinmiyor" sorusuna, TMK m. 883/1 ise "alacak bittiğinde malik alacaklıdan ne isteyebilir" sorusuna cevap veren, birbirini tamamlayan fakat farklı işlevlere sahip iki ayrı hükümdür.

Alacağın sona erme sebebi de önemli değildir: borcun ödenmesi, ibra, takas, yenileme (tecdit) veya alacağın başka bir şekilde ortadan kalkması, TMK m. 883/1 anlamında "alacağın sona ermesi" kapsamına girer ve malike terkin talep hakkı doğurur.

Alacaklı Rıza Gösterirse: İdari Terkin Süreci

Uygulamada, özellikle banka kredilerinde, borcun tamamen kapanmasının ardından alacaklı kurum genellikle terkine rıza gösteren bir yazı ya da ipotek fek yazısı düzenler. Malik, bu yazı ile birlikte tapu müdürlüğüne başvurarak ipoteğin sicilden terkinini idari yoldan, dava açmaksızın sağlayabilir. Bu yol, TMK m. 883/1'de tanınan terkin talep hakkının, alacaklının rızası sayesinde herhangi bir yargı organına başvurmaya gerek kalmadan, doğrudan tapu müdürlüğü nezdinde hayata geçirilmesinden ibarettir.

Bu süreçte genel olarak izlenen adımlar şu şekilde özetlenebilir:

  1. Borcun tamamının ödendiğinin alacaklı kurum nezdinde teyit edilmesi ve kredi/borç ilişkisinin kapatılması,
  2. Alacaklıdan ipoteğin terkinine rıza gösterildiğine dair yazılı bir belge (terkin/fek yazısı) talep edilmesi,
  3. Malik veya vekili tarafından bu belgeyle birlikte taşınmazın bulunduğu tapu müdürlüğüne terkin talebiyle başvurulması,
  4. Tapu müdürlüğünün, alacaklının rızasını ve gerekli diğer belgeleri inceleyerek ipotek şerhini sicilden terkin etmesi.

Bu süreçte bankaların işlem için ayrıca bir ücret talep edip etmeyeceği, talep edilen ücretin hukuka uygunluğu ve buna karşı başvurulabilecek yollar somut olayın koşullarına göre değişebilecek ayrı bir değerlendirme konusudur ve bu makalenin kapsamı dışındadır.

Alacaklının rıza göstermesi ve gerekli belgeyi vermesi halinde dava açmaya gerek kalmaz; sorun ancak alacaklının terkine yanaşmaması, ulaşılamaması, tasfiye olması, birleşme/devir gibi bir yapısal değişiklik geçirmiş olması ya da terkin yazısını makul bir süre içinde vermemesi hallerinde ortaya çıkar. Bu hallerde malikin başvurabileceği yol, aşağıda açıklanan dava yoludur.

Alacaklı Rıza Göstermezse: Dava Yolu

Alacaklının terkine rıza göstermediği ya da fiilen terkin işlemini gerçekleştirmediği hallerde, malikin başvurabileceği hukuki yol ipoteğin kaldırılması davasıdır. Bu davanın hukuki dayanağı TMK'nın tapu sicilinin düzeltilmesine ilişkin hükümleridir:

  • TMK m. 1024: Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmişse, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz; bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuz sayılır.
  • TMK m. 1025: Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise, bu yüzden aynî hakkı zedelenen kimse tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir.
  • TMK m. 1026: Bir aynî hakkın sona ermesiyle tescil her türlü hukukî değerini kaybettiği takdirde, yüklü taşınmaz maliki terkini isteyebilir.

Alacak sona erdiği hâlde tapudaki ipotek kaydının silinmemesi, kayıt ile gerçek hukuki durum arasında bir uyumsuzluk (yolsuzluk) doğurur; malik, bu uyumsuzluğun mahkeme kararıyla giderilmesini talep eder. Yukarıda değinildiği üzere bu dava, hak sahipliğinin (mülkiyetin) kime ait olduğunu tartışan bir tapu iptali davası değildir; davanın konusu, mülkiyeti tartışmasız olan malikin taşınmazı üzerindeki ipotek yükünün kaldırılmasıdır.

Dava dilekçesinde, ipoteğin hangi alacak için ve hangi tarihte kurulduğu, alacağın hangi tarihte ve hangi şekilde sona erdiği, alacaklıya terkin için başvurulduğu ve olumsuz sonuç alındığı somut şekilde ortaya konulmalı; borcun ödendiğine ilişkin belgeler dilekçe ekinde sunulmalıdır. Davalı taraf, ipoteğin lehine tesis edildiği alacaklıdır (ör. banka veya gerçek/tüzel kişi alacaklı); alacaklı, ihtilaf konusu alacağın henüz sona ermediğini iddia ederse, mahkeme bu hususu delillere göre inceler ve gerekirse bilirkişi incelemesine başvurur. Mahkemece ipoteğin sona erdiği tespit edilirse, kararın kesinleşmesi üzerine tapu müdürlüğüne kararın bir örneği gönderilerek ipotek şerhi sicilden terkin edilir.

Üçüncü Kişi İpotek Vereninin Durumu

İpotek, her zaman borçlunun kendi taşınmazı üzerine kurulmaz; TMK m. 881 uyarınca üçüncü bir kişi de kendi taşınmazını başkasının borcu için ipotek verebilir. Uygulamada bu duruma, örneğin bir aile bireyinin ya da ortağın kredi kullanan kişiye teminat sağlamak amacıyla kendi taşınmazını ipotek göstermesi şeklinde sıkça rastlanır. Bu ihtimalde borçtan şahsen sorumlu olmayan taşınmaz maliki ile asıl borçlu farklı kişilerdir; taşınmaz maliki, borcun kendisinden değil yalnızca taşınmazın değerinden (aynî olarak) sorumludur.

TMK m. 884 bu duruma özgü bir hak tanır: borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz maliki, borçluya ait koşullar içinde borcu ödeyerek taşınmazı üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını isteyebilir. Bu ödemeyle birlikte alacak, borcu ödeyen malike geçer (halefiyet); yani üçüncü kişi malik, borcu ödediğinde hem ipoteği kaldırtabilir hem de asıl borçluya karşı ödediği tutar kadar rücu hakkı kazanır. Bu düzenleme, üçüncü kişi ipotek vereninin, asıl borçlunun ödeme yapmaması hâlinde taşınmazının cebri icra yoluyla satılmasını beklemek zorunda kalmadan, borcu bizzat ödeyip ipoteği sona erdirerek hem taşınmazını korumasına hem de ödediği tutarı borçludan geri istemesine imkân tanır.

Süreli İpotekte Malik Talebiyle Terkin İmkânı

TMK m. 883'e 7181 sayılı Kanun'la eklenen ikinci fıkra, süreli olarak kurulmuş ipotekler bakımından ayrı bir kolaylık getirmiştir: ipotek süreli olarak kurulmuşsa, sürenin bitiminden itibaren otuz gün içinde ipotekli taşınmaz üzerinde İcra ve İflas Kanunu m. 150/c'de belirtilen şerhin konulmaması hâlinde ipotek, malikin talebiyle tapu müdürlüğünce terkin edilir. Burada sözü edilen şerh, İİK m. 150/c uyarınca icra memurunun ipoteğin paraya çevrilmesi (icra yoluyla satış) takibinin başladığını tapu idaresine bildirmesi üzerine taşınmaz siciline işlenen bir şerhtir.

Bu düzenlemenin pratik önemi büyüktür: süre dolmasına rağmen alacaklı hakkını icra takibine konu etmemiş ve tapuya bu yönde bir şerh koydurmamışsa, malik dava açmaksızın doğrudan tapu müdürlüğüne başvurarak terkin talep edebilir. Ancak bu terkin, adından farklı olarak tamamen kendiliğinden ve dilekçesiz gerçekleşmez; malikin tapu müdürlüğüne yazılı talepte bulunması şarttır. Talep üzerine tapu müdürlüğü, sürenin dolduğunu ve şerhin bulunmadığını tespit ederek terkini gerçekleştirir; bu koşullar oluşmuşsa ayrıca dava açılmasına gerek kalmaz.

Bu imkânın uygulama alanı, süresi belirtilerek kurulmuş ipoteklerle sınırlıdır; ipotek süresiz kurulmuşsa TMK m. 883/2'deki otuz günlük süre işlemeye başlamaz ve bu yol kullanılamaz. Böyle bir durumda malik, yukarıda açıklanan genel yollara -alacaklının rızasıyla idari terkin ya da alacaklı rıza göstermezse dava- başvurmak zorundadır. Ayrıca İİK m. 150/c kapsamındaki şerhin süre dolmadan önce tapuya işlenmiş olması, otuz günlük sürenin işlemesini tamamen engeller; bu durumda malik terkin talebinde bulunamaz ve alacaklının başlattığı icra takibinin sonucunu beklemek durumunda kalır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

İpoteğin kaldırılması davası, TMK m. 1025 ve m. 1026 kapsamında bir tapu sicilinin düzeltilmesi (terkin) davası niteliği taşıdığından, bu tür davalar HMK m. 12 uyarınca kesin yetki kuralı çerçevesinde taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülür. Bu yetki kuralı taraflarca sözleşmeyle değiştirilemez.

Zamanaşımı

İpoteğin kaldırılması davasının zamanaşımına tabi olup olmadığı sorusunun cevabı, davanın mülkiyet hakkından kaynaklanan niteliğinde saklıdır. TMK m. 683 uyarınca malik, malı üzerinde hukuk düzeninin sınırları içinde dilediği gibi tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir ve haksız elatmanın önlenmesini dava edebilir; mülkiyet hakkı, süreye bağlı olmaksızın var olan bir haktır. Bu doktrinsel çıkarım doğrultusunda, mülkiyetten kaynaklanan ve tapu sicilinin gerçek duruma uydurulmasını amaçlayan talepler -ipoteğin kaldırılması davası da bunlardan biridir- kural olarak zamanaşımına tabi tutulmamaktadır. Bununla birlikte bu değerlendirme genel bir hukuki ilkeye dayanan bir yorumdur; somut bir dosyada zamanaşımı veya hak düşürücü süre itirazının ileri sürülüp sürülemeyeceği, davanın dayandığı somut olgulara göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Burada dikkat edilmesi gereken ayrı bir husus, ipoteğin dayanağı olan asıl alacağın kendisinin zamanaşımına uğrayabileceğidir. Alacağın zamanaşımına uğraması, borcun kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez; zamanaşımına uğramış bir alacak, borçlu bu def'iyi ileri sürmedikçe varlığını sürdürür. Bu nedenle asıl alacağın zamanaşımına uğramış olması tek başına ipoteğin terkinini otomatik olarak sağlamaz; malikin yine TMK m. 883/1 uyarınca terkin talebinde bulunması ve gerekirse dava açması gerekir.

Dava Açmadan Önce Gerekli Belgeler

  • Güncel tapu kaydı: Taşınmazın ipotek şerhini gösterir güncel tapu kaydı (kayıt örneği) temin edilmelidir.
  • İpotek tesis sözleşmesi/senedi: İpoteğin hangi alacak için, hangi tutarla ve hangi koşullarla kurulduğunu gösteren belge.
  • Borcun ödendiğine dair belgeler: Banka dekontları, kredi kapanış yazısı, ödeme planı ve varsa alacaklının borcun bittiğini teyit eden yazısı.
  • Alacaklıya yapılan başvurunun kanıtı: Terkin talebiyle alacaklıya gönderilen ihtarname veya yazışmalar; alacaklının olumsuz cevabı ya da cevapsız kalan başvuru.
  • Kimlik ve temsil belgeleri: Malikin kimlik bilgileri, varsa vekaletname.

Sık Yapılan Hatalar

  • Kredi kapanınca ipoteğin kendiliğinden sileceğini düşünmek: TMK m. 858 uyarınca terkin işlemi yapılmadan kayıt sicilde varlığını sürdürür.
  • Süreli ipotekte terkin talebinde bulunmayı unutmak: TMK m. 883/2 kapsamındaki terkin, malikin tapu müdürlüğüne başvurusuna bağlıdır; süre dolmuş olması tek başına yeterli değildir.
  • Alacaklıya yazılı başvuru yapılmadan doğrudan dava açmak: Alacaklının terkine yanaşıp yanaşmadığının önceden yazılı olarak denenmesi, davanın gerekliliğinin ve tarafların iyi niyetinin ortaya konması açısından önem taşır.
  • Üçüncü kişi ipotek vereninin borcu ödemeden terkin talep etmesi: TMK m. 884 kapsamında ipoteğin kaldırılması, borcun bizzat ödenmesine bağlıdır; ödeme yapılmadan terkin istenemez.
  • Yanlış mahkemede dava açmak: Kesin yetki kuralı gereği dava, taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılmalıdır; aksi hâlde yetkisizlik kararı verilir ve süreç uzar.

Sonuç

İpoteğin kaldırılması (fekki) davası, borcu sona ermiş bir ipoteğin tapu kaydından silinmesi için başvurulan, mülkiyetin değil yalnızca taşınmaz üzerindeki bir yükün kaldırılmasının talep edildiği bir davadır. Alacaklının terkine rıza göstermesi halinde süreç idari yoldan, dava açılmaksızın sonuçlandırılabilirken; rıza gösterilmemesi durumunda TMK m. 1024-1026 hükümlerine dayanan bir dava açılması gerekir. Sürecin doğru yürütülmesi; ipoteğin hukuki niteliğinin, terkin hakkının dayanağının ve somut olaydaki belgelerin doğru değerlendirilmesini gerektirir.

İpoteğin kaldırılması davası ve tapu sicili uyuşmazlıkları hakkında detaylı bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

İpotek, kredi borcu tamamen ödenince tapudan kendiliğinden silinir mi?

Hayır. Türk Medeni Kanunu m.858 uyarınca taşınmaz rehni (ipotek) yalnızca tescilin terkini veya taşınmazın tamamen yok olmasıyla sona erer; borcun ödenmesi tapu kaydını kendiliğinden silmez. TMK m.883/1 uyarınca alacak sona erince malik, alacaklıdan ipoteği terkin ettirmesini isteyebilir. Alacaklı (örneğin banka) rıza gösterip terkin yazısı verirse işlem dava açılmaksızın tapu müdürlüğünde tamamlanır; rıza gösterilmezse dava açılması gerekir.

İpoteğin kaldırılması davası ile tapu iptali ve tescil davası aynı şey midir?

Hayır, ikisi farklı davalardır. Tapu iptali ve tescil davasında taşınmazın kime ait olduğu, yani mülkiyet tartışmalıdır. İpoteğin kaldırılması (fekki) davasında ise mülkiyet tartışmasızdır ve malik bellidir; talep yalnızca taşınmaz üzerindeki ipotek yükünün (sınırlı ayni hakkın) kaldırılmasına yöneliktir.

Alacaklı (banka) ipoteğin terkinine yanaşmazsa ne yapılmalı?

Alacaklının terkine rıza göstermediği hallerde malik, TMK m.1024, m.1025 ve m.1026 hükümlerine dayanan ipoteğin kaldırılması davası açabilir. Bu davada alacağın sona erdiği ispatlanır ve mahkeme kararı kesinleştiğinde tapu müdürlüğüne gönderilerek ipotek şerhi sicilden terkin ettirilir. Dava, HMK m.12 uyarınca kesin yetki kuralı çerçevesinde taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılır.

Süreli ipotekte terkin otomatik olarak mı gerçekleşir?

Tam anlamıyla otomatik değildir. TMK m.883/2 uyarınca ipotek süreli kurulmuşsa, sürenin bitiminden itibaren otuz gün içinde taşınmaz üzerinde İİK m.150/c'de belirtilen icra takip şerhi konulmamışsa ipotek terkin edilir; ancak bu terkin malikin tapu müdürlüğüne yazılı başvurusu üzerine yapılır, dilekçesiz veya başvurusuz kendiliğinden gerçekleşmez. Süre dolmadan önce şerh konulmuşsa bu yol kullanılamaz.

İpoteğin kaldırılması davasında zamanaşımı var mıdır?

TMK m.683 uyarınca mülkiyet hakkı süreye bağlı olmayan bir haktır; bu doktrinsel çıkarım doğrultusunda mülkiyetten kaynaklanan ve tapu sicilinin gerçek duruma uydurulmasını amaçlayan talepler, ipoteğin kaldırılması davası dahil, kural olarak zamanaşımına tabi tutulmamaktadır. Bununla birlikte bu genel bir hukuki değerlendirmedir; somut dosyada ileri sürülebilecek itirazlar, davanın dayandığı olgulara göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Av. Savaş Yiğit
Av. Savaş YiğitKurucu Avukat · Arabulucu
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut hukuki sorunlarınız için mutlaka bir avukata danışınız.